HMK m. 357 uyarınca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bir vakıanın istinaf aşamasında ileri sürülememesi kuralının, davanın taraflarınca getirilme ilkesi (HMK m. 25) ve teksif ilkesi (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı - HMK m. 141) ile olan organik bağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210062

Bu üç ilke, medeni usul hukukunda yargılamanın disiplinini ve süratli bir şekilde ilerlemesini sağlayan birbiriyle bağlantılı kurallardır. 1) Taraflarca Getirilme İlkesi (HMK m. 25): Kural olarak, hakim tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden araştıramaz ve kararına dayanak yapamaz. Davanın malzemesini taraflar getirir. 2) Teksif İlkesi (HMK m. 141): Taraflar, dava ve cevap dilekçeleriyle serbestçe iddia ve savunmalarını (vakıaları) bildirdikten sonra, kural olarak karşı tarafın rızası olmadan veya ıslah yoluna başvurmadan iddia ve savunmalarını genişletemez veya değiştiremezler. Bu ilke, yargılamanın belirli bir aşamadan sonra derli toplu hale gelmesini sağlar. 3) HMK m. 357: Bu ilke, teksif ilkesinin istinaf aşamasındaki bir yansımasıdır. İlk derece yargılaması boyunca, taraflarca getirilme ve teksif ilkeleri çerçevesinde ortaya konulmayan bir vakıanın, yargılama bittikten sonra istinaf aşamasında ilk defa ileri sürülmesini yasaklar. Bu, hem karşı taraf için bir 'sürpriz iddia' olmasını engeller hem de istinaf mahkemesinin bir 'ilk derece mahkemesi' gibi sıfırdan bir yargılama yapmasının önüne geçer. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Bilirkisi-Raporuna-Karsi-Itiraz-Edilmeyen-Konunun-Istinaf-Sebebi-Yapilamamasi)