Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/3376 E. sayılı kararında, görevli bir polis memurunun, görevini yaparken sınırı aşarak silah doğrultma eyleminin neden 'tehdit suçu' değil de 'görevi kötüye kullanma suçu' kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir? Bu ayrımda, failin 'amacı' ve 'görevle bağlantı' unsurlarının rolünü analiz ediniz.
Bu ayrımın temelinde, failin eylemi gerçekleştirirkenki amacı (kastı) ve fiilin görevle olan bağlantısı yatar. Tehdit suçunun (TCK m. 106) manevi unsuru, bir başkasını, kanunda sayılan bir kötülüğü yapacağından bahisle korkutmaktır. Görevi kötüye kullanma suçunda (TCK m. 257) ise fail, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olur. Yargıtay'ın anılan kararındaki olayda, polis memuru silahını, kişisel bir husumetle veya salt korkutma amacıyla değil, bir kamu görevi olan 'hacizli kamyonu otoparka çektirme' görevini yerine getirmeye çalışırken, sürücünün isteksiz davranması üzerine onu zorlamak amacıyla kullanmıştır. Yani eylem, görevden tamamen kopuk değildir, ancak görevin yerine getirilmesinde 'orantısız ve hukuka aykırı' bir yöntem (silah doğrultma) kullanılarak 'görevin sınırlarının aşılması' söz konusudur. Failin temel amacı kişisel bir kötülük yapmak değil, görevi ifa etmek olduğu için, eylem tehdit suçu değil, görevin kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-266-kamu-gorevine-ait-arac-ve-gerecleri-sucta-kullanma-sucu.html)