TCK m. 119/2, hürriyete karşı suçların (örneğin konut dokunulmazlığının ihlali) işlenmesi sırasında 'kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını' belirtir. Bu hükmün, TCK m. 42'deki 'bileşik suç' kuralına getirdiği açık bir istisna olup olmadığını, gerekçeleriyle tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210054

Evet, bu hüküm TCK m. 42'deki bileşik suç kuralına getirilmiş açık bir istisnadır. Bileşik suç kuralına göre, bir suçun işlenmesi sırasında başka bir suç da işleniyor ve bu ikinci suç, ilk suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni ise, faile sadece bileşik suçtan ceza verilir. Normalde, bir suçu işlemek için kullanılan kasten yaralama eylemi, o suçun içinde erir. Ancak TCK m. 119/2, bu genel kuralı hürriyete karşı suçlar yönünden ve sadece kasten yaralamanın 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri' (TCK m. 87) için ortadan kaldırmıştır. Yani, konut dokunulmazlığını ihlal ederken işlenen basit bir yaralama (TCK m. 86) ihlal suçunun içinde erirken, aynı ihlal sırasında işlenen ve mağdurun duyularından birini kaybetmesine neden olan bir yaralama (TCK m. 87) durumunda, fail hem nitelikli konut dokunulmazlığının ihlalinden hem de neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamadan ayrı ayrı ('gerçek içtima' kurallarına göre) cezalandırılır. Bu, kanun koyucunun vücut bütünlüğüne yönelik ağır saldırıları ayrıca ve daha ağır bir şekilde cezalandırma iradesini göstermektedir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/konut-dokunulmazliginin-ihlali-sucu-ve-cezasi/48)