Bir siyasi parti, seçim propagandası döneminde, rakip bir partinin mitingini veya toplantısını, cebir veya tehdit kullanmaksızın, ancak gürültü yaparak veya yolu kapatarak 'fiili durumlar' yaratmak suretiyle engellerse, bu eylem TCK m. 114/2 ('siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi') kapsamında mı, yoksa 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Kanunu m. 149 ('seçim propagandası toplantısına engel olma') kapsamında mı değerlendirilmelidir? Bu iki norm arasındaki ilişkiyi 'özel kanun önceliği' ilkesi açısından analiz ediniz.
Her iki norm da eylemi suç olarak düzenlemektedir. TCK m. 114/2, genel bir hüküm olup, bir siyasi partinin her türlü faaliyetinin engellenmesini kapsar ve 'cebir veya tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla' işlenebilir. 298 sayılı Kanun m. 149 ise, 'seçim dönemine özgü' olarak ve 'herhangi bir vasıta ile seçim propagandası toplantısına engel olma' fiilini düzenleyen özel bir normdur. 'Lex specialis derogat legi generali' (özel kanun genel kanunu ilga eder) ilkesi gereğince, fiil seçim döneminde ve bir propaganda toplantısına yönelik olarak işlenmişse, öncelikle özel kanun olan 298 s.K. m. 149 uygulanmalıdır. Ancak, eğer TCK m. 114/2'nin cezası daha ağır ise ve eylem aynı zamanda o suçun unsurlarını da taşıyorsa, TCK m. 44 (fikri içtima) uyarınca daha ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanması gerekir. Olayda cebir ve tehdit olmaması, TCK m. 114/2'nin 'hukuka aykırı başka bir davranış' unsuru kapsamında, gürültü veya yol kapatma gibi eylemlerin de bu suçu oluşturabileceğini göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/siyasi-haklarinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu-cezasi.html)