Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin bir kararında, 'itiraz edilmeyen uzman bilirkişi raporunun her iki taraf yönünden de kesinleşeceği ve hakimi de bağlayacağı' yönündeki ifadenin, HMK m. 282'de yer alan 'Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir' hükmü karşısındaki durumunu, 'usuli kazanılmış hak' ilkesi çerçevesinde yorumlayınız.
Bu iki ifade arasında bir çelişki yoktur, aksine birbirini tamamlayan iki farklı ilkeyi yansıtırlar. HMK m. 282, hakimin delilleri takdirindeki genel serbestisini ifade eder. Hakim, hiçbir delille mutlak olarak bağlı değildir. Ancak, 'usuli kazanılmış hak' ilkesi, bu serbestiye bir sınır getirir. Bir tarafın, lehine olan bir usuli duruma (örneğin, itiraz edilmeyerek kesinleşen bir bilirkişi raporuna) güvenerek hareket etmesi, onun için bir kazanılmış hak doğurur. Yargıtay'ın ifadesi bu noktaya işaret eder: Tarafların ikisi de rapora itiraz etmemişse, raporun içeriğindeki tespitler (kusur oranı, zarar miktarı vb.) taraflar arasında bir 'usuli sözleşme' gibi kabul edilir ve hakim, artık bu tespitlerin aksine, tarafların aleyhine olacak şekilde re'sen yeni bir araştırma yapamaz veya farklı bir karar veremez. Yani, hakim rapordaki hukuki nitelemelerle bağlı olmasa da, tarafların itiraz etmeyerek kabul ettiği 'maddi vakıa tespitleri' ile bağlı hale gelir. Bu, yargılamada istikrarı ve tarafların usuli beklentilerini korumayı amaçlar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Bilirkisi-Raporuna-Karsi-Itiraz-Edilmeyen-Konunun-Istinaf-Sebebi-Yapilamamasi)