Bir davanın Anayasa Mahkemesi'ndeki ortalama karar süresinin 937 gün, AİHM'deki sürenin ise 5-6 yıl olması, bu mahkemelerin işleyişi ve fonksiyonları hakkında ne gibi sonuçlar çıkarmamıza olanak tanır? Bu sürelerin uzunluğunun, 'etkili başvuru yolu' olma niteliğini nasıl zedelediğini analiz ediniz.
Bu uzun süreler, her iki mahkemenin de birer 'temyiz/istinaf' mercii gibi değil, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını inceleyen, içtihat oluşturan ve yapısal sorunları tespit eden 'olağanüstü hak arama' yolları olduğunu göstermektedir. Sürelerin uzunluğunun temel nedenleri; gelen başvuru sayısının çokluğu, başvuruların karmaşıklığı, derinlemesine inceleme ve müzakere süreçleri ve AİHM özelinde farklı ülkelerden gelen davaların yarattığı çeşitliliktir. Ancak bu uzunluk, AİHS m. 13'te güvence altına alınan 'etkili başvuru yolu' olma niteliğini ciddi şekilde zedelemektedir. Bir hakkın ihlal edildiği iddiasının yıllar sonra karara bağlanması, kararın pratik anlamını ve başvurucu için sağladığı tatmini azaltır. Özellikle yaşam hakkı, özgürlük hakkı gibi aciliyet gerektiren konularda, 'geciken adalet, adalet değildir' ilkesi gereğince bu uzun süreler, sistemin etkinliği konusunda ciddi bir sorun teşkil etmektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ortalama-karar-suresi-ceza-hukuk-istinaf-temyiz/)