3269 sayılı Kanun uyarınca, uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş sürecinde, haklarında 'kamu davası açılan' kişilerin sınava alınmamasının, Anayasa'da güvence altına alınan 'masumiyet karinesi' (Anayasa m. 38/4) ile olan ilişkisini, kamu hizmetine girişte aranan özel güven ve sadakat yükümlülüğü çerçevesinde değerlendiriniz.
Uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş sürecinde, hakkında kamu davası açılanların sınava alınmaması kuralı, ilk bakışta masumiyet karinesi ile çelişiyor gibi görünebilir. Masumiyet karinesi, bir kişinin suçluluğu kesin bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar suçsuz sayılmasını gerektirir. Ancak bu kural, bir ceza yargılaması tedbiri değildir; kamu hizmetine, özellikle de silahlı kuvvetler gibi yüksek derecede güven, disiplin ve sadakat gerektiren bir statüye geçiş için öngörülmüş 'idari' bir tedbirdir. Devletin, kamu hizmetine alacağı personelde belirli nitelikleri arama ve bu süreçte ihtiyatlı davranma takdir yetkisi vardır. Hakkında ciddi bir suç isnadıyla kamu davası açılmış bir personelin, bu davanın sonucu beklenmeden astsubay gibi kritik bir rütbeye terfi ettirilmemesi, kamu hizmetinin ve TSK'nın saygınlığını ve güvenilirliğini koruma amacına hizmet eden, ölçülü bir idari tedbir olarak savunulabilir. Nitekim kanun, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat halinde, kişinin sınava alınma hakkını saklı tutarak bir denge kurmaya çalışmıştır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/uzman-erbasliktan-astsubayliga-gecis-sartlari/)