Evlat edinme davasında, evlat edinilecek küçük ayırt etme gücüne sahipse, onun rızasının alınması zorunludur (TMK m. 308). Bu rızanın alınmaması, evlat edinme kararının geçerliliğini nasıl etkiler? 'Çocuğun üstün yararı' ilkesi, bu kurala bir istisna getirebilir mi?
TMK m. 308/2, ayırt etme gücüne sahip küçüğün rızasının alınmasını emredici bir hüküm olarak düzenlemiştir. Bu, çocuğun kendi geleceğini belirleme hakkının ve irade özerkliğinin bir yansımasıdır. Bu rıza alınmadan verilen bir evlat edinme kararı, esasa ilişkin temel bir şartın eksikliği nedeniyle hukuka aykırıdır ve kanun yollarında bozulmalıdır. 'Çocuğun üstün yararı' ilkesi, genel olarak evlat edinme kurumunun temelini oluştursa da, kanunun açıkça aradığı bu gibi emredici bir rıza şartını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz. Çocuğun, evlat edinilmeye rıza göstermemesi, onun bu ilişkiyi istemediği anlamına gelir ve onu bu ilişkiye zorlamak, üstün yararına da aykırı olacaktır. Dolayısıyla, ayırt etme gücüne sahip küçüğün rızası, vazgeçilmez bir geçerlilik şartıdır. (Kaynak: ayboga.av.tr/evlat-edinme-davasi/)