TCK m. 43'te düzenlenen zincirleme suç hükümleri, mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da (örneğin, uyuşturucu ticareti) uygulanabilir. Bir torbacının, farklı zamanlarda, farklı kişilere uyuşturucu satması eylemi, tek bir zincirleme uyuşturucu ticareti suçu olarak mı, yoksa her bir satış ayrı bir suç olarak mı değerlendirilmelidir? 'Bir suç işleme kararının icrası' kriteri bu ayrımda nasıl bir rol oynar?
Bu konu ceza hukukunda tartışmalıdır. TCK m. 43/1, 'bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi' halinde zincirleme suçun uygulanacağını belirtir. Son cümle ise 'Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır' der. Uyuşturucu ticareti, mağduru doğrudan belli olmayan (toplum olan) bir suçtur. Bir torbacının eylemlerinin zincirleme suç sayılıp sayılmayacağı, 'aynı suç işleme kararının icrası' kriterine bağlıdır. Eğer fail, genel bir kararla (örneğin, 'bu hafta elimdeki 100 gram esrarı satıp bitireceğim' kararıyla) kısa aralıklarla birden çok satış yapıyorsa, bu eylemlerin tek bir zincirleme suç oluşturduğu savunulabilir. Ancak her bir satış, kendi içinde bağımsız bir iradeye ve pazarlığa dayanıyorsa ve aralarında zaman ve mekan açısından belirgin bir ayrım varsa, her satışın ayrı bir suç oluşturduğu ve 'gerçek içtima' kurallarının uygulanması gerektiği görüşü daha baskındır. Yargıtay uygulaması genellikle her bir satışı ayrı bir suç olarak kabul etme eğilimindedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/birden-fazla-uyusturucu-madde-ticareti/)