Soybağının tespiti davasında, anne ile çocuk arasında menfaat çatışması bulunduğu durumlarda (örneğin, annenin davayı takip etmek istememesi), çocuğa bir 'kayyım' atanmasının zorunluluğunu, TMK m. 426 ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/1248 E. sayılı kararı ışığında analiz ediniz. Bu usuli eksikliğin giderilmemesinin karara etkisi ne olur?
Babalık davası, ana ve çocuk tarafından babaya karşı açılabilir. Ancak bu davada, annenin menfaati ile çocuğun menfaati her zaman örtüşmeyebilir. Örneğin, anne geçmişteki bir ilişkiyi gündeme getirmek istemeyebilir veya babayla anlaşarak davayı sürüncemede bırakabilir. TMK m. 426/2, 'Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün ya da kısıtlının menfaati çatışıyorsa' vesayet makamınca bir kayyım atanacağını düzenler. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/1248 E., 2017/4772 K. sayılı kararında da bu duruma işaret edilerek, annenin davacı olduğu bir babalık davasında, çocuğun menfaatlerini bağımsız olarak savunacak bir temsil kayyımı atanmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu atama yapılmadan, sadece annenin katılımıyla yargılamaya devam edilmesi, çocuğun savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-292-soybagi-tespiti-icin-inceleme.html)