Haksız tahrikin (TCK m. 29) uygulanmasında, failin içinde bulunduğu 'hiddet veya şiddetli elem' halinin, fiilin haksız harekete tepki olarak 'ani' bir şekilde mi işlenmesini gerektirdiği, yoksa haksız fiil ile suçun işlenmesi arasında belirli bir süre geçmesinin tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel olup olmadığını, Yargıtay içtihatları çerçevesinde 'tasarlama' suçu ile karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209971

Haksız tahrik, failin hiddet veya şiddetli elem 'etkisi altında' suç işlemesini gerektirir. Bu etkinin ne kadar süreceği, haksız fiilin niteliğine ve failin psikolojik yapısına göre değişir. Yargıtay, tahrikin 'ani' olmasını şart koşmaz. Haksız fiil ile suç arasında bir süre geçmiş olması, tek başına tahrik hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Önemli olan, failin suçu işlediği anda hala o haksız fiilin yarattığı hiddet veya elemin etkisi altında olup olmadığıdır. Eğer bu süre zarfında failin öfkesi yatışmış ve 'soğukkanlı' bir şekilde eylemi planlayarak işlemişse, bu durum haksız tahrik değil, 'tasarlama' (TCK m. 82/1-a) kastını gösterir. Tasarlama, suçu işlemeye karar verdikten sonra, arada geçen makul bir süre içinde soğukkanlılıkla bir plan dahilinde hareket etmeyi gerektirir. Dolayısıyla, aradan geçen süre, failin ruh halini analiz etmek için önemli bir veridir; hiddet ve elem hali devam ediyorsa haksız tahrik, sükunetle planlama varsa tasarlama söz konusu olur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/haksiz-tahrikte-ilk-haksiz-hareket/)