Çocuk Koruma Kanunu'nda, suç işlediği iddia edilen çocuk için 'sanık' veya 'şüpheli' yerine 'suça sürüklenen çocuk' (SSÇ) tabirinin kullanılmasının altında yatan felsefe nedir? Bu terminoloji değişikliğinin, çocuğun ceza yargılamasındaki konumuna ve yargılamanın amacına etkilerini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209969

'Suça sürüklenen çocuk' (SSÇ) tabirinin kullanılması, 'damgalama' (stigmatization) karşıtı bir yaklaşımın ürünüdür. Bu terminoloji, 'suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş/sürüklenmiş çocuk vardır' felsefesine dayanır. Temel amaçları şunlardır: 1) Çocuğu Damgalamamak: 'Şüpheli' veya 'sanık' gibi terimler, çocuk üzerinde olumsuz bir etiket oluşturabilir ve onun gelecekteki sosyal gelişimini engelleyebilir. SSÇ tabiri, çocuğun failden çok, olumsuz sosyal koşulların veya yanlış yönlendirmenin bir mağduru olabileceğine işaret eder. 2) Yargılamanın Amacını Vurgulamak: Bu terim, ceza yargılamasının amacının çocuğu cezalandırmaktan ziyade, onu korumak, eğitmek ve topluma yeniden kazandırmak olduğunu vurgular. Bu, Çocuk Koruma Kanunu'nun genel ruhuyla ve çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin (danışmanlık, eğitim, bakım vb.) varlığıyla uyumludur. Bu felsefe, yargılama sürecinde çocuğun üstün yararının gözetilmesi ilkesinin somut bir yansımasıdır. (Kaynak: avukaterdemozkan.com/ceza-hukuku/cocuk-suclari/)