Bir ceza davasında sanığın sorgusu, duruşmanın yapıldığı mahkeme yerine, bulunduğu yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla 'istinabe' yoluyla yapılmıştır. Bu durumun, CMK'da düzenlenen 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık) ilkesine bir istisna teşkil edip etmediğini ve bu usulün hangi durumlarda adil yargılanma hakkını zedeleyebileceğini, özellikle delillerin takdiri açısından tartışınız.
Evet, sanığın sorgusunun istinabe yoluyla yapılması, 'doğrudan doğruyalık' ilkesine önemli bir istisnadır. Bu ilke, hakimin, sanık, tanık ve delillerle doğrudan temas kurarak, kişisel bir kanaat oluşturmasını gerektirir. İstinabe durumunda, hükmü verecek olan hakim, sanığın beyanda bulunurkenki hal ve tavırlarını, samimiyetini, çelişkilerini bizzat gözlemleyemez; sadece yazılı bir tutanağa veya SEGBİS kaydına dayanmak zorunda kalır. Bu durum, özellikle sanığın savunmasının inandırıcılığının kritik olduğu davalarda, delillerin takdiri açısından bir zafiyet yaratabilir ve adil yargılanma hakkını (AİHS m. 6) zedeleyebilir. Bu nedenle, kanun ağır ceza gerektiren suçlarda (cezası 5 yıl hapisten fazla olan) sanığın mahkemede bizzat bulunmasını zorunlu tutarak bu riski azaltmaya çalışmıştır. İstinabe, usul ekonomisi gereği başvurulan bir yöntem olsa da, istisnai olarak ve zorunlu hallerde uygulanmalıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/sanik/)