Ceza Muhakemesi Kanunu m. 16/2'ye göre, farklı mahkemelerde görülmekte olan bağlantılı ceza davalarının birleştirilebilmesi için 'Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma' şartı aranmaktadır. Bir mahkemenin savcısı birleştirme talep ederken, diğer mahkemenin savcısı talep etmezse, mahkemeler birleştirme konusunda anlaşsa dahi bu karar hukuka uygun olur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve CMK m. 16'nın gerekçesini analiz ediniz.
CMK m. 16/2'nin lafzı ve gerekçesi, birleştirme için hem savcıların isteminin hem de mahkemelerin uyuşmasının 'kümülatif' (birlikte aranan) şartlar olduğunu göstermektedir. Gerekçede, '...Cumhuriyet savcılarının davaların birleştirilerek görülmesi isteminde ittifak etmeleri, mahkemelerin de bu konuda anlaşmaları gerekir.' ifadesi yer almaktadır. Bu, savcıların talebinin bir ön şart olduğunu ortaya koyar. Dolayısıyla, birleştirilmesi düşünülen davaların savcıları arasında bir mutabakat yoksa, mahkemeler kendi aralarında anlaşsalar bile verecekleri birleştirme kararı usulen sakat olacaktır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 12.04.2004 tarihli kararında da, savcının birleştirmeye gerek olmadığı yönünde mütalaa verdiği bir durumda, mahkemenin verdiği birleştirme kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği belirtilmiştir. Bu kural, kamu davasını açan ve yürüten iddia makamının, davanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi konusundaki görüşüne verilen önemi yansıtmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/Dosyalarin-Birlestirilmesinde-Cumhuriyet-Savcisinin-Talep-Sarti)