TCK m. 185'te düzenlenen 'İçilecek Sulara veya Yenilecek Şeylere Zehir Katarak veya Bunları Bozarak Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Düşürme' suçu, bir 'somut tehlike suçu' olarak nitelendirilmektedir. Bu nitelemenin, suçun oluşumu için aranan unsurlar üzerindeki etkisi nedir? Fiilin, sadece gıda mevzuatına aykırılık teşkil etmesi (kabahat) ile bu suçu oluşturması arasındaki ayrım nasıl yapılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209945

'Somut tehlike suçu' olması, bu suçun tamamlanması için bir zararın (ölüm, yaralanma) meydana gelmesinin şart olmadığı, ancak fiil sonucunda kişilerin hayatı veya sağlığı için somut, yani gerçek ve algılanabilir bir tehlikenin ortaya çıkmasının zorunlu olduğu anlamına gelir. Sadece soyut bir tehlike veya varsayım yeterli değildir. Bu suç ile gıda mevzuatına aykırılık (kabahat) arasındaki ayrım, bu tehlike unsurunda yatmaktadır. Bir gıdada limitlerin üzerinde pestisit bulunması gibi durumlar, gıda kodeksine aykırılık teşkil edebilir. Ancak bu durumun TCK m. 185 kapsamında suç oluşturabilmesi için, bu aykırılığın 'insan hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek' nitelikte olduğunun uzman bilirkişi (Adli Tıp Kurumu, farmakoloji uzmanı vb.) raporuyla tespit edilmesi gerekir. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/4770 sayılı kararında da bu husus vurgulanmıştır. Eğer bilirkişi raporu bu tehlikenin varlığını ortaya koymazsa, eylem suç oluşturmaz, sadece idari bir kabahat olarak kalabilir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/yiyecek-icecek-ve-sulari-bozma-veya-zehirli-madde-katma-sucu-ve-cezasi)