Bir kişinin, cinsel ilişki vaadiyle kandırılarak parasının alınması eyleminin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/1072 E. sayılı kararı ışığında, neden basit bir hukuki uyuşmazlık veya haksız fiil değil de, TCK m. 157'de düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu, suçun 'hile' unsuru bağlamında açıklayınız.
Dolandırıcılık suçunun (TCK m. 157) temel unsuru 'hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak'tır. Yargıtay CGK'nın anılan kararında belirttiği gibi, olayda sanığın eylemi basit bir söz verip yerine getirmeme (hukuki uyuşmazlık) boyutunu aşmaktadır. Sanık, mağdurun ahlaka aykırı amacından faydalanarak, bu amacın gerçekleşeceği yönünde bir kanaat oluşturacak şekilde pazarlık yapmakta, parayı aldıktan sonra ortadan kaybolmaktadır. Buradaki 'hile', mağdurun iradesini sakatlayan, aldatıcı nitelikteki bir dizi davranıştır. Mağdurun zararının ahlaka aykırı bir isteğin yerine getirilmemesinden kaynaklanması, suçun oluşumuna engel değildir. Zira ceza hukuku, fiilin kendisini ve failin hileli hareketini cezalandırır, mağdurun amacının ahlaki olup olmadığını değil. Bu nedenle, aldatıcı nitelikteki bu davranışlar, hukuki uyuşmazlık sınırını aşarak dolandırıcılık suçunun 'hile' unsurunu oluşturur. (Kaynak: oner.av.tr/nitelikli-dolandiricilik-yargitay-kararlari/)