TCK m. 116'da düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, konutun evlilik birliği içinde birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, eşlerden birinin rızasının diğer eşin rızası olmaksızın üçüncü bir kişinin konuta girmesini hukuka uygun hale getirip getirmeyeceğini, 'rıdanın meşru bir amaca yönelik olması' kriteri ışığında bir örnekle tartışınız.
Konutun birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması halinde, kural olarak bu kişilerden birinin rızası, fiili hukuka uygun hale getirir ve konut dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Ancak Yargıtay içtihatları ve doktrinde, bu rızanın 'meşru bir amaca yönelik olması' gerektiği kabul edilmektedir. Rıza, diğer hak sahibinin meşru menfaatlerine açıkça aykırı bir amaç için kullanılamaz. Örneğin, evli bir kimsenin, eşi evde yokken ve onun bilgisi/rızası dışında sevgilisini konuta alması halinde, verilen rıza meşru bir amaca yönelik değildir. Bu durumda, eve giren sevgili ve rıza gösteren eş, diğer eşe karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçunu (iştirak halinde) işlemiş olurlar. Ancak bir tamircinin veya komşunun eve alınması gibi durumlarda, diğer eşin de zımni rızasının var olduğu kabul edilir ve suç oluşmaz. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/konut-dokunulmazliginin-ihlali-sucu-ve-cezasi/48)