HMK m. 292, soybağının tespiti amacıyla herkesin vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğunu düzenlemektedir. Bu zorunluluğun, Anayasa ile güvence altına alınan 'vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı' (Anayasa m. 17) ve 'özel hayatın gizliliği' (Anayasa m. 20) hakları ile olan ilişkisini, kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı ilkeleri çerçevesinde değerlendiriniz.
HMK m. 292, soybağı davalarının kamu düzeninden sayılması ve maddi gerçeğe ulaşma zorunluluğu nedeniyle, kişilere vücutlarından kan veya doku alınmasına katlanma yükümlülüğü getirmiştir. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hakimin zor kullanma kararı verebilmesi, bu yükümlülüğün ne denli kesin olduğunu göstermektedir. Bu durum, Anayasa'nın 17. maddesindeki vücut dokunulmazlığına bir müdahaledir. Ancak bu müdahale, Anayasa'nın 13. maddesindeki sınırlama ölçütlerine uygun olarak, kanunla öngörülmüş, meşru bir amaca (çocuğun soybağını bilme hakkı ve kamu düzeni) hizmet eden, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da (örneğin, 8. HD., 2017/1248 E.) DNA incelemesinin zorunlu olduğunu ve bundan kaçınılamayacağını vurgulamaktadır. Bu, bireyin temel hakkı ile çocuğun üstün yararı ve kamu düzeni arasındaki dengenin, ikincisi lehine kurulduğunu göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-292-soybagi-tespiti-icin-inceleme.html)