6100 sayılı HMK'nın 263. maddesi, Türkçe bilmeyen veya sağır ve dilsiz olan tanıkların dinlenmesine ilişkin özel usuller öngörmektedir. Bir davada, okuma yazma bilmeyen sağır ve dilsiz bir davacının beyanlarının alınmasında bu maddenin kıyasen uygulanabilirliğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/3-101 E. sayılı kararı ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209895

HMK m. 263, tanıklar için özel düzenlemeler içerir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/3-101 E., 2016/111 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı veya davalının sağır ve dilsiz olması durumunda yargılama usulü hakkında HMK'da özel bir hüküm bulunmamaktadır. Medeni Kanun'un 1. maddesi uyarınca hakimin hukuk yaratma görevi gereği, bu boşluk kıyas yoluyla doldurulmalıdır. Yargıtay, bu durumda HMK m. 263/2'nin (tanık için öngörülen işaret dili bilirkişisi) kıyasen uygulanabileceğine işaret etmiştir. Bu, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Dolayısıyla, okuma yazma bilmeyen sağır ve dilsiz bir davacının beyanları, işaret dilinden anlayan bir bilirkişi yardımıyla alınmalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-263-tercuman-ve-bilirkisi-kullanilmasi.html)