TCK m. 266'da düzenlenen 'Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma' suçu, cezada artırım öngören bir 'nitelikli unsur'dur. Bu unsurun uygulanabilmesi için aranan 'ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise' şartı ne anlama gelmektedir? Bu şartı, 'zimmet' (TCK m. 247) veya 'irtikap' (TCK m. 250) gibi suçlar açısından değerlendirerek açıklayınız.
Cevap: Bu şart, 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılama ve cezalandırma yasağı) ilkesinin bir yansımasıdır ve mükerrer (tekrarlanan) ağırlaştırmayı önlemeyi amaçlar. Anlamı şudur: Eğer bir kamu görevlisinin işlediği suçun temel şekli, zaten failin 'kamu görevlisi' olmasını bir suç unsuru olarak içeriyorsa, TCK m. 266'daki bu artırım hükmü uygulanmaz. Çünkü kanun koyucu, o suçun cezasını belirlerken failin kamu görevlisi olmasını zaten dikkate almıştır. Zimmet (TCK m. 247) ve irtikap (TCK m. 250) suçları, 'özgü suç'lardır ve sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Bu suçların temel tanımında 'kamu görevlisi' sıfatı zaten bir kurucu unsurdur. Örneğin, bir veznedarın zimmetine para geçirmesi suçunda, failin kamu görevlisi olması suçun temel şartıdır. Bu nedenle, bu veznedar zimmet suçunu işlerken görevi gereği elindeki bilgisayarı veya hesap makinesini kullansa bile, cezası ayrıca TCK m. 266'ya göre artırılmaz. Aksi takdirde, fail hem kamu görevlisi olduğu için zimmet suçundan yargılanmış hem de görev gereği elindeki aracı kullandığı için cezası bir kez daha artırılmış olurdu ki bu, mükerrer cezalandırma anlamına gelirdi. Bu hüküm, polis memurunun beylik tabancasıyla tehdit (TCK m. 106) suçunu işlemesi gibi, temel halinde kamu görevlisi sıfatının aranmadığı suçlar için geçerlidir (Bkz. Yargıtay 4. CD, E. 2015/19968, K. 2017/14439).