İYUK m. 45, idare ve vergi mahkemelerinin belirli kararlarına karşı istinaf (metinde eski haliyle 'itiraz' olarak geçmektedir) yolunu düzenlemektedir. 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası 'itiraz' ve 'istinaf' kavramları arasındaki temel fark nedir? Bir kamu görevlisinin 'görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama' işlemine karşı açtığı davada verilen kararın istinafa tabi olması, ancak 'unvan değişikliği içeren' bir atama kararının temyize tabi olabilmesi (eski sistemde), bu ayrımın hangi kritere dayandığını göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209827

Cevap: 6352 sayılı Yasa değişikliği ve sonrasındaki istinaf reformu öncesi sistemde 'itiraz', tek hakimle verilen veya kanunda özel olarak sayılan kararlara karşı Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılan ve genellikle daha sınırlı bir incelemeyi içeren bir kanun yoluydu. 'Temyiz' ise heyet halinde verilen kararlara karşı Danıştay'a yapılan ve daha çok hukuki denetim niteliğindeki kanun yoluydu. 2016'da yürürlüğe giren istinaf sistemi ile 'itiraz' büyük ölçüde kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı gidilecek kural kanun yolu 'istinaf' olarak belirlenmiştir. İstinaf, hem maddi hem hukuki denetim yapan daha kapsamlı bir yoldur. Metinde belirtilen ayrım, işlemin 'önem' ve 'etki' derecesine dayanmaktadır. 'Görev ve unvan değişikliği içermeyen il içi naklen atama' işlemi, memurun statüsünde köklü bir değişiklik yaratmayan, daha rutin ve daha az önemli bir işlem olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle bu tür uyuşmazlıklarda verilen kararların daha hızlı sonuçlanması için daha sınırlı bir kanun yolu olan istinafa (eski sistemde itiraza) tabi tutulması öngörülmüştür. Buna karşılık, 'unvan değişikliği içeren' bir atama (örneğin, müdürün öğretmen olarak atanması), memurun kariyerini, özlük haklarını ve statüsünü temelden etkileyen çok daha önemli bir işlemdir. Bu nedenle, bu tür önemli uyuşmazlıklarda verilen kararların en yüksek yargı organı olan Danıştay tarafından (temyiz yoluyla) denetlenmesi daha uygun görülmüştür. Bu kademelendirme, uyuşmazlığın niteliğine göre farklı kanun yolları öngörerek adalet sisteminin etkinliğini artırmayı amaçlamaktadır.