TCK m. 115/2'de düzenlenen 'dini ibadet ve ayinlerin ... engellenmesi' suçu ile TCK m. 115/3'te düzenlenen 'bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale' suçu arasındaki temel fark nedir? Başörtüsü taktığı için bir kadının özel bir spor salonuna alınmaması eylemi, bu iki fıkradan hangisinin kapsamına girer? Bu ayrımda 'hukuka aykırı başka bir davranış' ifadesinin rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209812

Cevap: İki fıkra arasındaki temel fark, korunan menfaatin niteliğindedir. TCK m. 115/2, dinin 'ibadet ve ayin' gibi kolektif ve ritüelistik yönünü, yani dinin dışa dönük pratiklerinin yapılmasını korur. Camiye, kiliseye girişi engellemek, oruç tutan birine zorla bir şey yedirmeye çalışmak gibi eylemler bu kapsama girer. TCK m. 115/3 ise daha geniş bir alanı korur; dinin veya diğer inançların bireyin 'yaşam tarzı üzerindeki etkilerini' ve bu tarza ilişkin 'tercihlerini' güvence altına alır. Bu, giyim kuşam, yeme içme alışkanlıkları gibi dinin veya felsefi inancın günlük hayattaki yansımalarını içerir. Başörtüsü taktığı için bir kadının özel bir spor salonuna alınmaması, doğrudan bir ibadetin veya ayinin engellenmesi değildir. Bu eylem, kişinin dini inancından kaynaklanan bir 'yaşam tarzı tercihine' (kıyafet seçimi) yönelik bir müdahaledir. Dolayısıyla, bu fiil TCK m. 115/3 kapsamında değerlendirilmelidir. 'Hukuka aykırı başka bir davranış' ifadesi her iki fıkrada da yer alır ve suçun sadece cebir veya tehditle değil, aynı zamanda bu türden keyfi ve ayrımcı uygulamalarla da işlenebileceğini gösterir. Bir kişiyi, yasal bir hakkı olmaksızın, sırf yaşam tarzı tercihi nedeniyle bir hizmetten mahrum bırakmak, bu 'hukuka aykırı başka bir davranış'a tipik bir örnektir.