Hakaret suçunun, kasten yaralama niteliğindeki bir haksız fiile tepki olarak işlenmesi durumunda TCK m. 129/2 uyarınca 'ceza verilmesine yer olmadığına' karar verilebilmesi için, 'tepki' olarak işlenen hakaret ile 'haksız fiil' olan yaralama arasında ne tür bir nedensellik ve orantı ilişkisi bulunmalıdır? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2011/816 sayılı kararındaki 'sanığın kolundan tutarak alt kata indirmek amacıyla iteklemesi' eylemi, bu dengeyi nasıl kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209790

Cevap: TCK m. 129/2'nin (karşılıklı hakaret) değil, TCK m. 129/1'in (haksız fiile tepki olarak hakaret) uygulanabilmesi için, ilk haksız eylem ile buna tepki olarak gösterilen hakaret arasında yakın bir 'zaman ve konu bağlantısı' (illiyet) ve bir 'orantı' bulunmalıdır. Hakaret, haksız fiilin yarattığı hiddet veya elemin etkisiyle ve bu fiile bir reaksiyon olarak işlenmelidir. Yargıtay 4. CD'nin 2011/816 sayılı kararındaki 'kolundan tutarak itekleme' eylemi, TCK kapsamında kasten yaralama sayılan bir haksız fiildir. Bu fiil, mağdur üzerinde ani bir öfke ve tepki yaratmaya elverişlidir. Sanığın bu haksız ve fiziki müdahaleye anında sözel bir tepki (hakaret) ile karşılık vermesi, haksız fiil ile hakaret arasında doğrudan bir nedensellik bağı olduğunu gösterir. 'Orantı' açısından ise, kanun burada birebir bir denklik aramaz. Kasten yaralamaya karşı hakaretle karşılık vermek, genellikle orantılı bir tepki olarak kabul edilir. Eğer sanık, basit bir iteklemeye karşı ağır ve sinkaflı küfürlerle uzun süre devam etseydi, orantı bozulmuş ve haksız tahrik indirimi (TCK m. 29) gündeme gelebilirdi. Ancak anlık bir tepki olarak işlenen hakaret, TCK m. 129/1 kapsamında 'haksız bir fiile tepki' olarak değerlendirilmiş ve bu özel cezasızlık nedeninin uygulanması Yargıtay'ca isabetli bulunmuştur. Bu hüküm, meşru müdafaanın sözel bir yansıması olarak da görülebilir.