TCK m. 114/1'de düzenlenen 'siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi' suçu, bir 'tehlike suçu' mudur, yoksa bir 'zarar suçu' mudur? Failin cebir veya tehdide başvurmasının yeterli olup, ayrıca mağdurun siyasi hakkını kullanmasının fiilen engellenmiş olmasının gerekmemesi, suçun hukuki yapısı hakkında ne ifade etmektedir? Bu durumu, TCK m. 114/2'de düzenlenen 'bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi' suçuyla karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209769

Cevap: TCK m. 114/1'de düzenlenen suç, bir 'tehlike suçu'dur. Metinde de Yargıtay kararına (Y4CD-K.2016/9881) atfen belirtildiği gibi, 'Failin bu amaçla cebir ve tehdide başvurması yeterli olup, ayrıca bunun sonucunda, yukarıda sayılan hakların kullanılmasının engellenmiş olması gerekmez.' Bu, suçun oluşması için neticenin (engellenmenin) gerçekleşmesinin zorunlu olmadığını, cebir veya tehdit kullanılarak hakkın kullanılmasına yönelik tehlikenin yaratılmasının yeterli olduğunu gösterir. Suç, 'zorlamak' eylemiyle tamamlanır. Buna karşılık, TCK m. 114/2'de düzenlenen 'bir siyasi partinin faaliyetlerinin engellenmesi' suçu ise bir 'zarar suçu'dur. Metindeki aynı Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, 'Bu suçun oluşumu için birinci fıkradan farklı olarak hakkın kullanılmasının engellenmiş olması gerekir.' Yani, bu fıkradaki suçun tamamlanabilmesi için siyasi partinin faaliyetinin fiilen ve netice olarak engellenmesi şarttır. Dolayısıyla, TCK m. 114/1 bireyin irade özgürlüğüne yönelik tehlikeyi cezalandırırken, TCK m. 114/2 siyasi partilerin faaliyet özgürlüğünün fiilen ihlal edilmesi zararını cezalandırmaktadır. Bu yapısal fark, korunan hukuki değerin (bireysel hak vs. kolektif hak) niteliğinden kaynaklanmaktadır.