Haksız arama suçu (TCK m. 120) ile görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257) arasındaki ilişkiyi 'genel-özel norm' (sussidiarietà/tali norm) ilkesi açısından açıklayınız. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/4526 sayılı kararında, emniyet müdürlüğü koridorunda bir vatandaşı hukuka aykırı olarak arayan polis memurunun eyleminin neden TCK m. 257 değil de TCK m. 120 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir?
Cevap: Görevi kötüye kullanma suçu (TCK m. 257), kamu görevlilerinin işleyebileceği suçlar arasında 'genel' ve 'tali (ikincil)' nitelikte bir hükümdür. TCK m. 257'nin uygulanabilmesi için, işlenen fiilin kanunda ayrıca ve daha özel bir suç olarak tanımlanmamış olması gerekir. Haksız arama suçu (TCK m. 120) ise, görevin kötüye kullanılması fiilinin çok özel bir şeklini, yani 'hukuka aykırı arama yapma' eylemini düzenleyen 'özel' bir normdur. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) gereğince, bir fiil hem genel hem de özel bir suç tanımına uyuyorsa, fail sadece özel normdan cezalandırılır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/4526 sayılı kararında da bu ilke vurgulanmıştır. Polis memurunun hukuka aykırı olarak arama yapması, şüphesiz bir görevi kötüye kullanmadır. Ancak kanun koyucu bu spesifik eylemi TCK m. 120'de ayrıca ve özel olarak düzenlediği için, failin eylemi doğrudan bu özel suç tanımına uymaktadır. Bu nedenle, genel ve tali nitelikteki TCK m. 257'den değil, fiili özel olarak düzenleyen TCK m. 120'den hüküm kurulması gerekir. Bu, kanunilik ve belirlilik ilkelerinin bir gereğidir.