TCK m. 120'de düzenlenen haksız arama suçu, 'özgü suç' niteliğinde midir? Bir polis memurunun, o mahalde görevli olmadığı halde bir kıraathaneye girerek arama yapması ile arama kararında ismi belirtilen şahsın eşyası zannedilerek yanlışlıkla başkasına ait bir eşyanın aranması eylemleri arasında, suçun manevi unsuru (kast/taksir) bakımından ne gibi farklar vardır ve bu farklar cezai sorumluluğu nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209766

Cevap: Evet, haksız arama suçu TCK m. 120, 'kamu görevlisi' tarafından işlenebilen bir suç olduğu için 'özgü suç' (mahsus suç) niteliğindedir. Suçun faili ancak bu sıfatı taşıyan bir kişi olabilir. İki senaryo arasındaki fark, suçun manevi unsurunda yatmaktadır: 1) Görevli Olmayan Polisin Arama Yapması: Metindeki örneğe göre, bir polis memurunun görevli olmadığı bir yerde arama yapması, 'kasten' işlenen bir fiildir. Fail, arama yapma yetkisinin o an ve o yerde bulunmadığını bilmekte veya en azından bilmesi gerekmektedir. Yetkisiz olduğunu bilerek arama eylemini gerçekleştirmesi, suçun oluşması için gerekli olan 'doğrudan kastı' veya en azından 'olası kastı' gösterir ve TCK m. 120'den cezai sorumluluğunu doğurur. 2) Yanlışlıkla Başka Eşyanın Aranması: Arama kararında belirtilen şahsın eşyası zannedilerek, bir hata sonucu başkasının eşyasının aranması ise 'taksir' boyutunda kalabilecek bir eylemdir. Burada failin amacı hukuka uygun bir arama yapmaktır, ancak bir yanılgı veya dikkatsizlik sonucu hukuka aykırı bir netice doğmuştur. Metinde açıkça belirtildiği gibi, 'Suç, taksirle işlenebilen bir suç olmadığından, taksirle yapılan arama işlemi neticesinde haksız arama suçu oluşmaz.' Bu nedenle, bu ikinci durumda TCK m. 120'de tanımlanan haksız arama suçu oluşmayacaktır. Ancak, şartları varsa, bu durum genel hükümlere göre görevi ihmal gibi başka sorumlulukları gündeme getirebilir.