Taksirle yaralama suçunda, TCK m. 22/6'da düzenlenen şahsi cezasızlık sebebinin uygulanabilmesi için aranan 'münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa' şartını somut bir örnekle açıklayınız. Bu hükmün 'cezanın amacı' (ıslah, caydırıcılık, ödetme) teorileri açısından anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209752

Cevap: TCK m. 22/6'daki şahsi cezasızlık sebebinin uygulanması için, failin taksirli eylemi sonucu ortaya çıkan neticenin, kendisi için zaten bir ceza niteliği taşıması gerekir. Somut bir örnek: Bir babanın, arabasını park ederken dikkatsizliği sonucu kendi küçük çocuğuna çarpıp ağır yaralanmasına veya ölümüne neden olması. Bu durumda baba, taksirle yaralama veya taksirle ölüme neden olma suçunun failidir. Ancak bu fiilin sonucu, failin (babanın) hayatı boyunca taşıyacağı derin bir vicdan azabı, elem ve manevi bir yıkıma, yani zaten en ağır 'cezaya' maruz kalmasına yol açmıştır. Kanun koyucu bu durumda, devletin ayrıca bir ceza vermesinin anlamsız ve hatta zalimce olacağını kabul etmiştir. Cezanın amacı teorileri açısından anlamı şudur: 1) Islah: Fail zaten eyleminden en derin pişmanlığı duymaktadır, ıslah olmuştur. 2) Caydırıcılık: Bu tür bir olaydan daha caydırıcı bir sonuç düşünülemez. 3) Ödetme: Fail, eyleminin bedelini en ağır şekilde manen zaten ödemiştir. Devletin bir ceza ile ayrıca 'ödetme' işlevini yerine getirmesi, cezanın amacını aşan, orantısız bir müdahale olacaktır. Bu nedenle, fiilin yarattığı trajik sonuç, cezanın tüm fonksiyonlarını anlamsız kıldığı için faile ceza verilmez.