TCK m. 90, 'insan üzerinde deney' (f.2) ile 'hasta olan insan üzerinde tedavi amaçlı deneme' (f.4) arasında farklı hukuka uygunluk şartları öngörmektedir. Bu iki durum arasındaki temel farkları (a) deneyin/denemenin amacı, (b) üzerinde yapıldığı kişinin sağlık durumu, ve (c) rızanın hukuki niteliği ve kapsamı açısından karşılaştırınız. Özellikle, 'bilinen tıbbî müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması' şartı, 'tedavi amaçlı deneme'yi, yasaklanmış bir deneyden nasıl ayırmaktadır?
Cevap: İki durum arasındaki temel farklar şunlardır: (a) Amaç: TCK m. 90/2'deki 'deney'in birincil amacı, bilimsel bilgi üretmek ve tıbbı ilerletmektir; denek için doğrudan bir tedavi faydası hedeflenmez. TCK m. 90/4'teki 'tedavi amaçlı deneme'nin birincil amacı ise, üzerinde deneme yapılan hastayı tedavi etmektir; bilimsel bilgi üretimi ikincil bir amaçtır. (b) Kişinin Sağlık Durumu: Deney genellikle sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılırken, tedavi amaçlı deneme sadece 'hasta olan' bir insan üzerinde yapılabilir. (c) Rızanın Niteliği: Her ikisinde de aydınlatılmış yazılı rıza şarttır. Ancak tedavi amaçlı denemede, hastanın rızası bir 'tedavi umudu' içinde alınırken, deneyde ise 'bilime katkı' ve fedakarlık motivasyonuyla alınır. 'Bilinen tıbbî müdahale yöntemlerinin uygulanmasının sonuç vermeyeceğinin anlaşılması' şartı, bu iki kavramı ayıran en kritik hukuki unsurdur. Bu şart, tedavi amaçlı denemeyi bir 'son çare' haline getirir. Yani, denenecek olan yeni yöntem, hasta için mevcut ve bilinen tedavilerden daha fazla umut vaat ediyorsa ve diğer seçenekler tükenmişse meşruiyet kazanır. Bu 'terapötik zorunluluk' hali, hastanın menfaatini ön plana çıkararak eylemi, sırf bilimsel merakla yapılan ve hastanın denek olarak kullanıldığı yasak bir deneyden ayırır. (Bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi - Karar : 2015/19014).