Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2007/5603 sayılı kararında, Fener Rum Patrikhanesi'nin Bulgar Ortodoks Kilisesi papazının 'ruhanilik sıfatını kaldırma' kararının, TCK m. 115 (eski TCK m. 175) kapsamında 'din özgürlüğünü ihlal' suçunu oluşturmadığına hükmedilmiştir. Kararın, Lozan Antlaşması ve Türk İç Hukuku'na dayanarak Patrikhanenin 'ekümenik' sıfatını reddetmesi ve yetkisini sadece Türkiye'deki Rum azınlıkla sınırlı görmesi, bu sonuca nasıl etki etmiştir? Patrikhanenin aldığı kararın hukuken 'yok hükmünde' sayılması ile suçun maddi unsuru olan 'engelleme' arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Cevap: Yargıtay'ın bu kararı, Patrikhanenin hukuki statüsünü suçun unsurları açısından değerlendirerek vermiştir. Kararın sonuca etkisi şudur: Mahkeme, Lozan Antlaşması müzakerelerine ve Türk iç hukukuna atıfla, Patrikhanenin yetkisinin evrensel (ekümenik) olmadığını, sadece Türkiye'deki Rum kökenli Ortodoks azınlığın dini işleriyle sınırlı, Türk hukukuna tabi bir dini kurum olduğunu tespit etmiştir. Bu tespitten hareketle, Patrikhanenin, kendi yetki alanı dışındaki bağımsız bir kilise olan Bulgar Ortodoks Kilisesi'nin bir papazı hakkında 'ruhanilik sıfatını kaldırma' kararı almasının, hukuken 'yetkisiz' bir işlem olduğu ve dolayısıyla 'yok hükmünde' olduğu sonucuna varmıştır. Bu hukuki niteleme, suçun maddi unsuru olan 'engelleme' ile doğrudan ilişkilidir. TCK m. 115/2, dini ibadetin 'engellenmesini' suç sayar. Bir eylemin hukuken 'engelleyici' olabilmesi için, bir sonuç doğurma kabiliyetine sahip olması gerekir. Patrikhanenin kararı hukuken yok hükmünde olduğu için, tek başına papazın ayin yapmasını fiilen veya hukuken engelleme gücüne sahip değildir. Nitekim kararda, 'bu kararın üzerinden bir yıldan fazla süre geçmesine rağmen katılan Konstantin K.’un ayinleri yönetmeye devam etmiş olması' bu durumu teyit etmektedir. Papazın görevine daha sonra kendi vakfı tarafından son verilmesi ise, Patrikhanenin kararından bağımsız, ayrı bir idari tasarruftur. Sonuç olarak, hukuken geçersiz ve sonuç doğurmayan bir karar, suçun maddi unsuru olan 'engelleme' fiilini oluşturmadığı için suçun oluşmadığına karar verilmiştir.