Metinde, istinaf ve temyiz mahkemelerinin ortalama karar süreleri (hukuk ve ceza için) ayrı ayrı verilmiştir. İstinaf mahkemelerinin (Bölge Adliye Mahkemeleri) kurulmasının, Danıştay ve Yargıtay'ın iş yükünü azaltarak birer 'içtihat mahkemesi' olarak çalışmalarını sağlama amacına, bu süreler göz önüne alındığında ulaşılabildiğini söylemek mümkün müdür? İstinafın hem maddi hem de hukuki inceleme yapması ile temyizin sadece hukuki inceleme yapmasının, bu mahkemelerdeki ortalama karar sürelerini nasıl etkilediğini analiz ediniz.
Cevap: İstinaf mahkemelerinin kurulması, Yargıtay'ın iş yükünü azaltma ve bir içtihat mahkemesi olarak çalışmasını sağlama hedefine kısmen ulaşmıştır, ancak metindeki süreler bu başarının tam olmadığını göstermektedir. İstinaf, ilk derece mahkemesi kararlarının büyük bir kısmını kesinleştirerek Yargıtay'a giden dosya sayısını azaltmıştır. Bu, Yargıtay'ın daha az sayıda ama daha ilkesel öneme sahip dosyaya odaklanmasına teorik olarak imkan tanır. Ancak metindeki Yargıtay ceza daireleri için 538 gün, hukuk daireleri için 174 gün gibi süreler, iş yükünün hala ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir. Süreler arasındaki farkın analizi: İstinaf mahkemeleri, hem maddi vakıa incelemesi (delil toplama, tanık dinleme, keşif yapma gibi) hem de hukuki denetim yaptığı için yargılama süreçleri daha kapsamlı ve potansiyel olarak daha uzundur. Metindeki istinaf ceza için 215 gün, hukuk için 311 günlük süreler bunu yansıtır. Temyiz (Yargıtay) ise kural olarak sadece dosya üzerinden ve hukuki denetim (hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığı) yapar. Bu, teorik olarak daha hızlı bir inceleme gerektirir. Ancak Yargıtay'daki sürelerin hala uzun olması, gelen dosya sayısının fazlalığı, dosyaların karmaşıklığı ve içtihat oluşturma misyonunun getirdiği derinlemesine inceleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, istinaf sistemi Yargıtay'ı bir miktar rahatlatmış olsa da, tüm yargı sistemindeki genel yavaşlık sorunu, istinafın hedeflerine tam olarak ulaşmasını engellemektedir.