Metinde sanığın sorgusunun 'istinabe' veya 'SEGBİS' yoluyla yapılabileceği belirtilmektedir. Bu iki usul arasındaki temel farklar nelerdir? Özellikle, sanık hakkında hükmedilecek cezanın ağırlığının (örn: 5 yıldan fazla hapis cezası) bu usullerin uygulanabilirliği üzerindeki etkisini, 'yüz yüzelik' ve 'doğrudanlık' ilkeleri bağlamında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209688

Cevap: İstinabe ve SEGBİS, sanığın mahkeme huzurunda bulunamadığı durumlarda sorgusunun yapılmasına olanak tanıyan iki farklı usuldür. Temel farkları şunlardır: 1) İstinabe: Sanığın bulunduğu yerdeki başka bir mahkemeden, sorgusunun yapılmasının istenmesidir. Sorguyu, yargılamayı yapan mahkemenin hakimi değil, istinabe olunan (görevlendirilen) mahkemenin hakimi yapar. Bu usulde, yargılamayı yapan hakim ile sanık arasında doğrudan bir temas olmaz. 2) SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi): Sanığın bulunduğu yerden (genellikle cezaevi veya başka bir adliye) duruşma salonuna sesli ve görüntülü olarak canlı bağlantı kurulmasıdır. Sorguyu, bizzat yargılamayı yapan mahkemenin hakimi, sanığı ekrandan görerek ve duyarak yapar. Bu usul, istinabeye göre 'yüz yüzelik' ve 'doğrudanlık' ilkelerine daha yakındır. Metinde de değinildiği gibi, cezanın ağırlığı bu usullerin uygulanabilirliğini etkiler. CMK m. 196/2'ye göre, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, sanığın mutlaka duruşmada hazır bulundurulması ve sorgusunun 'yüz yüze' yapılması esastır. Bu tür ağır suçlarda, mahkemenin sanıkla doğrudan temas kurarak, onun tavır ve davranışlarını gözlemleyerek vicdani kanaat oluşturması kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, bu suçlarda istinabe yoluyla sorgu yapılamaz. SEGBİS ile sorgu ise ancak sanığın talebi veya rızasıyla mümkün olabilir; mahkeme re'sen SEGBİS ile sorguya karar veremez. Bu düzenleme, ağır ceza gerektiren davalarda 'yüz yüzelik' ve 'doğrudanlık' ilkelerini korumayı amaçlamaktadır.