Metinde, özel hastanelerin 'tacir' sayılması nedeniyle 'basiretli bir tacir gibi hareket etme' yükümlülüğü altında olduğu ve bu yüzden özen yükümlülüğü bakımından daha fazla çaba göstermesi gerektiği belirtilmektedir. Bu 'artırılmış özen yükümlülüğü'nün, özel hastanelerin 'organizasyon kusuru'ndan doğan sorumluluğuna etkileri nelerdir? Hastanede yatan bir hastanın, hijyen eksikliği nedeniyle enfeksiyon kapması durumunda, bu ilke nasıl bir hukuki sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209681

Cevap: Özel hastanelerin tacir sayılması ve basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü (TTK m. 18/2), onların malpraktis sorumluluğunda, özellikle 'organizasyon kusuru' alanında, daha ağır ve objektif bir sorumluluk rejimine tabi tutulmalarına neden olur. Basiretli bir tacir, işletmesiyle ilgili tüm riskleri öngörmek, gerekli tüm tedbirleri almak ve en üst düzeyde bir organizasyon kurmakla yükümlüdür. Bu 'artırılmış özen yükümlülüğü'nün organizasyon kusuruna etkileri şunlardır: 1) Personel Seçimi ve Denetimi: Hastane, en nitelikli personeli seçmek ve sürekli denetlemekle yükümlüdür. 2) Teçhizat ve Malzeme: En modern ve standartlara uygun tıbbi cihazları bulundurmak ve bakımlarını düzenli yapmak zorundadır. 3) Hijyen ve Sterilizasyon: Hastane ortamının, enfeksiyon riskini en aza indirecek şekilde mutlak bir hijyen standardında tutulması gerekir. Metinde verilen örnekte, hastanede yatan bir hastanın hijyen eksikliği nedeniyle enfeksiyon kapması, tipik bir organizasyon kusurudur. Hastane, 'biz elimizden geleni yaptık ama yine de oldu' gibi bir savunma yapamaz. Basiretli tacir olma yükümlülüğü gereği, hastane, enfeksiyonu önlemek için alınması gereken tüm tedbirleri aldığını ve buna rağmen enfeksiyonun 'kaçınılmaz' olduğunu ispatlamadığı sürece, bu sonuçtan kusursuz olarak (TBK m. 116 uyarınca ifa yardımcısının eylemlerinden ve kendi organizasyon eksikliğinden dolayı) sorumlu tutulur. Bu ilke, ispat yükünü fiilen hastanenin omuzlarına yükler.