Taksirle yaralama suçunda, TCK m. 89/1'deki basit hal ile TCK m. 89/2 ve 89/3'teki nitelikli haller arasındaki ayrım, yalnızca mağdurun uğradığı zararın ağırlığına mı dayanmaktadır? Bu fıkralar arasındaki ceza artırım oranlarının (yarısı oranında artırım ve bir kat artırım) orantılılık ilkesi açısından bir değerlendirmesini yapınız.
Cevap: Ayrım, temelde mağdurun uğradığı zararın ağırlığına ve bu zararın kalıcılığına dayanmaktadır. TCK m. 89/2'de sayılan haller ('duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması', 'vücutta kemik kırılması', 'yüzde sabit iz' vb.) ciddi olmakla birlikte, iyileşme potansiyeli taşıyan veya işlev kaybının tam olmadığı durumlardır. Bu nedenle ceza 'yarısı oranında' artırılmaktadır. TCK m. 89/3'teki haller ise ('iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girme', 'duyulardan veya organlardan birinin işlevinin yitirilmesi', 'yüzünün sürekli değişikliği' vb.) çok daha ağır, geri döndürülemez ve mağdurun yaşam kalitesini kökten değiştiren sonuçlardır. Bu nedenle ceza 'bir kat' artırılarak daha ağır bir yaptırım öngörülmüştür. Bu kademelendirme, 'orantılılık' ilkesiyle uyumludur. Kanun koyucu, fiilin neticesinin ağırlığı ile verilecek cezanın ağırlığı arasında makul bir denge kurmaya çalışmıştır. Zararın şiddeti arttıkça, faile yüklenecek kusurun ve toplumsal tepkinin de artacağı varsayımıyla ceza da orantılı olarak artırılmaktadır. Bu yapı, hem caydırıcılığı sağlamayı hem de adaleti tesis etmeyi amaçlar.