Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/3-101 E. sayılı kararında, davacının sağır ve dilsiz olduğu iddiasına rağmen, davacı vekillerinin yargılama boyunca bu konuda bir araştırma talep etmemiş olmaları ve hükmü bu gerekçeyle temyiz etmemiş olmaları, mahkemenin Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırmasına gerek olmadığı yönündeki direnme kararının onanmasında etkili olmuştur. Bu durum, tarafın usuli eylemleri (veya eylemsizlikleri) ile mahkemenin re'sen araştırma yükümlülüğü arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirmektedir? Özellikle kamu düzenini ilgilendiren veya kişinin temel haklarını derinden etkileyen durumlarda tarafın talebi olmasa dahi mahkemenin harekete geçme zorunluluğu yok mudur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209654

Cevap: Bu karar, usul hukukundaki 'taleple bağlılık ilkesi' ile mahkemenin 're'sen araştırma yükümlülüğü' arasındaki hassas dengeyi göstermektedir. Kural olarak, medeni yargılamada taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir ve taraflar ileri sürmedikleri bir vakıaya mahkeme kendiliğinden dayanamaz. Yargıtay'ın kararında, davacı vekillerinin bu durumu bir iddia veya talep konusu yapmaması, hatta bu yönde bir temyiz itirazında bulunmaması, bu usuli eksikliğin tarafça zımnen kabul edildiği veya en azından bir hak arama konusu yapılmadığı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak, bu durum mutlak değildir. Özellikle kişinin savunma hakkı gibi temel bir hakkını ve 'hukuki dinlenilme' gibi adil yargılanmanın temel bir unsurunu etkileyen durumlarda, mahkemenin re'sen harekete geçme yükümlülüğü vardır. Kararda, mahkemenin tanık beyanları ve mevcut raporlardan davacının '%65 oranında konuşabildiği' ve 'okuma yazma bildiği' kanaatine varmış olması, bu re'sen araştırma yükümlülüğünü hafifleten bir faktör olarak öne çıkmıştır. Eğer dosyada, davacının kendini ifade etme yeteneğine dair ciddi şüpheler bulunsaydı, tarafın talebi olmasa dahi mahkemenin Adli Tıp'tan rapor alması bir zorunluluk haline gelebilirdi. Dolayısıyla karar, tarafın usuli eylemsizliğinin, mahkemenin re'sen araştırma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmadığını, ancak dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirildiğinde mahkemenin takdir alanını genişlettiğini göstermektedir.