5651 sayılı Kanun'un 8. maddesinde sayılan katalog suçlar (intihara yönlendirme, cinsel istismar, uyuşturucuya özendirme vb.) nedeniyle 'içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi' kararını soruşturma evresinde kural olarak hakimin, istisnai olarak ise Cumhuriyet savcısının verebilmesi, kuvvetler ayrılığı ve hakim güvencesi ilkeleri açısından nasıl değerlendirilmelidir? Savcının verdiği kararın 24 saat içinde hakim onayına sunulma zorunluluğu, bu dengeyi sağlamada yeterli bir mekanizma mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209642

Cevap: Bu düzenleme, temel bir hak olan ifade ve basın özgürlüğüne müdahale ile kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması arasındaki hassas dengeyi yansıtmaktadır. Kural olarak bu kararın bir hakim tarafından verilmesi, müdahalenin keyfi olmasını önleyen en önemli güvencedir ve kuvvetler ayrılığı ilkesine uygundur. Yargısal bir denetimle, yürütmenin (savcılık makamı da idari yönüyle yürütmenin bir parçasıdır) temel haklara orantısız müdahalesi engellenir. Savcıya 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' istisnai olarak bu yetkinin tanınması, suçun ve yayının zararlı etkilerinin hızla yayılmasını önlemeye yönelik pratik bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Savcının kararının 24 saat içinde hakim onayına sunulma zorunluluğu, bu istisnai yetkinin denetimsiz kalmasını önlemek için getirilmiş bir 'fren ve denge' mekanizmasıdır. Bu mekanizma, teorik olarak dengeyi sağlamaya yöneliktir. Zira nihai kararı yine bağımsız bir yargı mensubu (hakim) vermektedir. Ancak bu mekanizmanın yeterliliği, uygulamadaki etkinliğine bağlıdır. Eğer hakim onayı, şekli bir incelemeden öteye geçemiyor ve otomatik bir onaya dönüşüyorsa, mekanizma zayıflar. Yeterli bir mekanizma olması için, hakimin bu 24 saatlik sürede, müdahalenin zorunluluğu ve orantılılığı konusunda etkin ve gerçek bir denetim yapması gerekir. Savcının kararının onanmaması halinde tedbirin derhal kaldırılması da bu denetimin önemini pekiştiren bir unsurdur.