Ecrimisil bedelinin hesaplanmasında, Yargıtay'ın benimsediği 'en az kira geliri, en çok tam gelir yoksunluğu' ilkesi ne anlama gelmektedir? Bir tarım arazisinin haksız işgali durumunda, ecrimisil bedeli sadece o arazinin emsal kira bedeline göre mi, yoksa o araziden elde edilebilecek potansiyel tarımsal ürün gelirine göre mi hesaplanmalıdır? 'Yoksun kalınan kazanç' kavramının bu hesaplamadaki rolünü analiz ediniz.
Cevap: 'En az kira geliri, en çok tam gelir yoksunluğu' ilkesi, ecrimisil bedelinin, malikin uğradığı zararın tam olarak karşılanmasını sağlayacak şekilde, somut olayın özelliklerine göre esnek bir biçimde hesaplanması gerektiğini ifade eder. Bu ilkeye göre: 'En az kira geliri', haksız işgal edilen taşınmazın hiçbir vasfı olmasa bile, en kötü ihtimalle boş olarak kiraya verilmesi halinde getireceği bedeldir. Bu, ecrimisilin tabanını oluşturur. 'En çok tam gelir yoksunluğu' ise, malikin, o taşınmazı kendisi kullansaydı veya en verimli şekilde işletseydi elde edeceği net gelirin tamamıdır. Bu da ecrimisilin tavanını belirler. Bir tarım arazisinin haksız işgali durumunda, ecrimisil bedeli sadece emsal kira bedeline göre hesaplanmaz. Bu, 'en az' zararı karşılar. Eğer malik, o araziyi kendisi ekip biçseydi veya başka birine ürün karşılığı verseydi daha yüksek bir gelir elde edeceğini ispatlayabiliyorsa, ecrimisil bu potansiyel gelire göre hesaplanmalıdır. İşte bu noktada 'yoksun kalınan kazanç' (TBK m. 112) kavramı devreye girer. Malik, haksız işgal nedeniyle sadece kira gelirinden değil, aynı zamanda o araziden elde edeceği tarımsal üründen ve dolayısıyla bu ürünün satışından elde edeceği kârdan da mahrum kalmıştır. Bilirkişiler, arazinin niteliği, toprak yapısı, bulunduğu bölgede ekilen emsal ürünler ve bu ürünlerin ortalama getirisi gibi verileri dikkate alarak, malikin 'yoksun kaldığı kazancı' hesaplar ve ecrimisil bu daha yüksek bedel üzerinden belirlenir.