Mirasçılar arasında ecrimisil davasında, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kural olarak 'intifadan men' (yararlanmadan alıkoyma) şartının aranmamasının hukuki gerekçesi nedir? Hangi istisnai durumlarda mirasçılar arasında dahi intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranabilir? Bu durumu elbirliği mülkiyetinin doğası ve mirasçıların tereke üzerindeki haklarının niteliği açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209640

Cevap: Mirasçılar arasında ecrimisil davalarında kural olarak 'intifadan men' şartının aranmamasının hukuki gerekçesi, elbirliği mülkiyetinin doğasından kaynaklanır. Murisin ölümüyle birlikte mirasçılar, tereke üzerinde elbirliğiyle (iştirak halinde) malik olurlar. Bu mülkiyet türünde, her bir mirasçı terekenin tamamı üzerinde, payı belirli olmaksızın hak sahibidir ve kural olarak tek başına tasarrufta bulunamaz. Bir mirasçının, diğer mirasçıların rızası veya katılımı olmaksızın terekeye dahil bir malı (örneğin bir evi) tek başına kullanması veya kiraya vermesi, bu kuralın ihlali anlamına gelir ve bu kullanım en başından itibaren diğer mirasçılara göre 'haksız' bir nitelik taşır. Diğer mirasçıların bu kullanıma rıza göstermediği varsayılır. Bu nedenle, ayrıca bir ihtarname çekerek 'seni bu kullanımdan men ediyorum' demeye gerek yoktur; haksızlık zaten mevcuttur. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Yargıtay, şu durumlarda intifadan men koşulunun aranması gerektiğini kabul etmektedir: 1) Haksız işgalde bulunan mirasçının kullanımının, diğer mirasçıların zımni veya açık rızasına dayandığı durumlar. 2) Terekeye dahil taşınmazın, doğal ürün veren (bağ, bahçe gibi) veya kiraya verilerek gelir elde edilen bir yer olması ve kullanım şeklinin tüm mirasçıların ortak yararına olması. 3) Mirasçılar arasında terekenin kullanımı konusunda fiili bir taksim veya anlaşma olması. Bu gibi durumlarda, bir mirasçı ecrimisil talep edecekse, öncelikle bu fiili duruma veya rızaya son verdiğini bir ihtarname ile (intifadan men) karşı tarafa bildirmelidir.