Metinde, kamu hastanelerindeki hatalı tıbbi uygulamalarda sorumluluğun İdare Hukuku rejimine tabi olduğu ve davanın doktora değil, devlete (idareye) karşı açılması gerektiği belirtilmiştir. Özel hastanelerdeki sorumluluk rejimi ile kamu hastanelerindeki sorumluluk rejimi arasındaki temel farkları; (a) davanın tarafları, (b) görevli mahkeme, (c) uygulanacak hukuk kuralları ve (d) sorumluluğun niteliği (kusurlu/kusursuz sorumluluk) açılarından karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209602

Cevap: İki rejim arasındaki temel farklar şunlardır: (a) Davanın Tarafları: Özel hastanede, dava hem hastanenin tüzel kişiliğine (ifa yardımcısından dolayı kusursuz sorumlu) hem de kusurlu hekime karşı birlikte (müteselsil sorumluluk) açılabilir. Kamu hastanesinde ise dava, hizmet kusuru nedeniyle doğrudan doktora veya personele değil, ilgili kamu idaresine (Sağlık Bakanlığı, Üniversite Rektörlüğü vb.) karşı açılır. Devlet, daha sonra kusurlu personele rücu edebilir. (b) Görevli Mahkeme: Özel hastaneye karşı açılacak davalarda görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri veya Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Kamu hastanesine karşı açılacak davalarda ise görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. (c) Uygulanacak Hukuk Kuralları: Özel hastane davalarında Türk Borçlar Kanunu, Tüketici Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Kamu hastanesi davalarında ise Anayasa'nın 125. ve 129. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ve idare hukukunun 'hizmet kusuru' ilkesi uygulanır. (d) Sorumluluğun Niteliği: Özel hastanenin sorumluluğu, hekimin (ifa yardımcısı) kusuruna dayanan ancak hastanenin kendisi açısından 'kusursuz sorumluluk' niteliği taşıyan bir özel hukuk sorumluluğudur. Kamu idaresinin sorumluluğu ise, genellikle kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi anlamına gelen 'hizmet kusuru'na dayanır. Ancak bazı durumlarda idare hukuku, risk ilkesi gibi 'kusursuz sorumluluk' hallerini de kabul etmektedir.