Bir alacaklı, borçlu aleyhine ilamsız takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. İtirazın iptali davası henüz kesinleşmeden, alacaklı aynı borca dayanarak tasarrufun iptali davası açarsa, mahkemenin izlemesi gereken usuli yol ne olmalıdır? Yargıtay'ın metinde alıntılanan kararı (İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1448 E. sayılı dosyasına atıf yapan karar) bu konuda nasıl bir çözüm öngörmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209598

Cevap: Metinde alıntılanan Yargıtay kararı (İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2002/1448 E. sayılı dosyasına atıf yapan karar), bu durumda mahkemenin izlemesi gereken usuli yolu açıkça belirtmektedir. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için temel ön koşullardan biri, davaya dayanak teşkil eden alacağın kesinleşmiş bir icra takibi ile sabit olmasıdır. Somut olayda, borçlunun itirazı ile takip durmuş ve alacağın varlığı itirazın iptali davasının sonucuna bağlı hale gelmiştir. Bu dava kesinleşmeden, alacağın varlığı ve miktarı hukuken sabit değildir. Dolayısıyla, tasarrufun iptali davasına bakan mahkeme, henüz ön koşulu tam olarak gerçekleşmemiş bir davayla karşı karşıyadır. Yargıtay'ın çözümüne göre, mahkeme davayı hemen reddetmemelidir. Bunun yerine, HMK'nın 165. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasının sonucunu 'bekletici mesele' yapmalıdır. Yani, yargılamayı durdurarak itirazın iptali davasının kesinleşmesini beklemelidir. İcra takibi, bu davanın sonucunda kesinleşirse, tasarrufun iptali davasının esasına girerek incelemesine devam etmelidir. Eğer itirazın iptali davası reddedilirse ve alacaklının alacağı olmadığı kesinleşirse, bu durumda tasarrufun iptali davasının konusu kalmayacağından dava reddedilmelidir. Bu usul, hem usul ekonomisine uygun hem de çelişkili kararların önüne geçen bir yöntemdir.