Bir kolluk görevlisinin haksız arama suçu işlemesi durumunda, soruşturma usulü açısından eylemin 'adli görev' sırasında mı yoksa 'idari görev' sırasında mı işlendiği ayrımı neden önemlidir? Bu ayrımın, 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma izni alınması gerekliliği üzerindeki etkisini, metinde verilen bilgiler doğrultusunda açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209592

Cevap: Bu ayrım, uygulanacak soruşturma usulünü ve dolayısıyla soruşturmanın doğrudan mı yoksa bir izin mekanizmasına tabi olarak mı yürütüleceğini belirlediği için son derece önemlidir. Metinde de belirtildiği gibi: 1) Adli Görev Sırasında İşlenirse: Eğer haksız arama, bir suç şüphesi üzerine yürütülen soruşturma kapsamında (örneğin, CMK m. 116 vd. uyarınca yapılan bir arama sırasında sınırların aşılması) yani 'adli görev' ifa edilirken işlenirse, CMK m. 161/5 gereğince soruşturma genel hükümlere göre, Cumhuriyet savcısı tarafından doğrudan yapılır. Bu durumda 4483 sayılı Kanun uygulanmaz ve soruşturma izni alınmasına gerek yoktur. 2) İdari Görev Sırasında İşlenirse: Eğer haksız arama, bir suç soruşturması dışında, genel güvenlik ve asayişi sağlamaya yönelik bir 'idari görev' sırasında (örneğin, PVSK m. 9 uyarınca yapılan bir önleme araması sırasında yetkinin aşılması) işlenirse, failin eylemi idari göreviyle ilgili bir suç sayılır. Bu durumda, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır ve Cumhuriyet savcısının soruşturmaya başlayabilmesi için ilgili mülki amirden (vali, kaymakam vb.) 'soruşturma izni' alması zorunludur. Bu izin alınmadan soruşturma yürütülemez. Dolayısıyla, suçun hangi görev kapsamında işlendiğinin tespiti, soruşturmanın önündeki en temel usuli adımdır.