Taksirle yaralama suçunda iştirak ve teşebbüs hükümlerinin uygulanamamasının temel hukuki gerekçeleri nelerdir? TCK m. 89/4'te düzenlenen 'Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.' hükmü, ceza hukukundaki 'gerçek içtima' kuralına bir istisna mıdır? Bu düzenlemeyi 'aynı neviden fikri içtima' kavramı ile karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209577

Cevap: Teşebbüs ve iştirak hükümlerinin uygulanamamasının temel gerekçeleri şunlardır: 1) Teşebbüs (TCK m. 35): Teşebbüs, failin suçu işlemeye kasten başlaması ancak elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamasıdır. Taksirli suçlarda ise fail, neticeyi istemediği için 'suçu işlemeye kasıtlı başlama' unsuru yoktur. Bu nedenle taksirli suçlara teşebbüs mümkün değildir. 2) İştirak (TCK m. 37): İştirak, birden fazla kişinin ortak bir 'suç işleme kararı' çerçevesinde fiile katılmasıdır. Taksirli suçlarda ortak bir suç işleme iradesi olmadığından, her failin sorumluluğu kendi taksirli davranışına göre bağımsız olarak belirlenir ve iştirak hükümleri uygulanmaz. TCK m. 89/4'teki düzenleme, 'gerçek içtima' kuralına (ne kadar fiil varsa o kadar suç, ne kadar suç varsa o kadar ceza) getirilmiş özel bir içtima hükmüdür ve 'aynı neviden fikri içtima' (TCK m. 43/2) ile büyük benzerlik taşır. Normalde, tek bir taksirli fiille (örneğin trafik kazası) birden fazla kişinin yaralanması, mağdur sayısınca taksirle yaralama suçunun oluşmasını ve cezaların ayrı ayrı toplanmasını (gerçek içtima) gerektirirdi. Ancak TCK m. 89/4, bu durumu özel olarak düzenleyerek tek bir ceza verilmesini ancak bu cezanın alt ve üst sınırlarının artırılmasını öngörmüştür. Bu yapı, tek bir fiille aynı suçun birden fazla kişiye karşı işlenmesi halini düzenleyen TCK m. 43/2'deki aynı neviden fikri içtima mantığıyla aynıdır. Dolayısıyla TCK m. 89/4, taksirle yaralama suçu için özel bir fikri içtima kuralı getiren bir hükümdür.