Bir hükümlü denetimli serbestlik altındayken başka bir suçtan dolayı tutuklanırsa veya kesinleşmiş bir hapis cezasının infazına başlanırsa, mevcut denetimli serbestlik yükümlülüklerinin sona ermesi hangi hukuki ilkeye dayanmaktadır? Bu durumun, denetimli serbestlikte dışarıda geçirilen sürenin cezadan mahsup edilmesi kuralı ile ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209571

Cevap: Bu durum, 'infazda imkansızlık' veya 'infazların birleşememesi' ilkesine dayanır. Denetimli serbestlik, cezanın toplum içinde infazını öngören bir rejimdir. Hükümlü, başka bir suçtan dolayı tutuklandığında veya hapis cezasının infazına başlandığında, fiziken özgürlüğünden yoksun bırakıldığı için denetim planına (imza atma, programlara katılma vb.) uyması fiilen imkansız hale gelir. Bu nedenle, denetimli serbestlik yükümlülükleri kendiliğinden sona erer. Bu durum, denetimli serbestlikte geçirilen sürenin mahsup edilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Denetimli serbestliğin ihlal nedeniyle değil, yeni bir hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı nedeniyle sona erdiği bu durumda, yeni cezanın infazına başlandığı tarihe kadar denetimli serbestlik altında geçirilen süreler, ilk suçtan kaynaklanan toplam cezadan düşülür. Metinde de belirtildiği gibi 'denetimli serbestlik kapsamında dışarıda geçirilen süreler, ceza süresinden düşülmektedir.' Yeni cezanın infazı bittikten sonra, ilk cezanın kalan kısmının nasıl infaz edileceği ise ilgili mevzuat hükümlerine göre yeniden değerlendirilir.