Edinilmiş mallara katılma rejiminde, bir malın 'edinilmiş mal' mı yoksa 'kişisel mal' mı olduğunun ispatı kime aittir? TMK m. 222'de yer alan 'Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.' hükmü, tasfiye davalarında nasıl bir 'yasal karine' oluşturmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209551

Cevap: İspat yükü, bir malın 'kişisel mal' olduğunu iddia eden eşe aittir. TMK m. 222/3, bu konuda çok net bir yasal karine oluşturmaktadır: 'Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.' Bu, 'edinilmiş mal karinesi' olarak adlandırılır. Tasfiye davasında, bir eş, malvarlığındaki bir unsurun (örneğin, evlilik birliği içinde satın alınmış bir evin) aslında kendi kişisel malı olduğunu (örneğin, ailesinden miras kalan parayla alındığını) iddia ediyorsa, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Eğer bu durumu (paranın miras yoluyla geldiğini ve evin bu parayla alındığını) ispat edemezse, o ev kanun gereği 'edinilmiş mal' sayılır ve tasfiyede diğer eşin katılma alacağı hesabına dahil edilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise, bir malın hangi eşe ait olduğunun dahi ispatlanamadığı nadir durumlar için bir karine getirir: 'Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.' Ancak uygulamada en sık karşılaşılan ve en önemli karine, bir malın edinilmiş mal olduğu yönündeki karinedir. Bu karine, ispat yükünü kişisel mal iddiasında bulunan tarafın omuzlarına yükleyerek tasfiye sürecini kolaylaştırır.