İİK m. 257, vadesi gelmemiş bir borç için ihtiyati haciz istenebilecek halleri sınırlı sayıda (borçlunun yerleşim yerinin olmaması, mallarını gizlemesi/kaçırması vb.) belirtmiştir. Bu durumun, 'borcun muacceliyeti' ilkesine getirdiği istisnanın temel mantığı nedir? Ayrıca, bu halde ihtiyati haciz konulmasının 'borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder' hükmü, borca kefil olan veya müşterek borçlu olan diğer kişiler açısından ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #209540

Cevap: 'Borcun muacceliyeti' ilkesi, bir borcun ancak vadesi geldiğinde talep ve takip edilebilir olmasını ifade eder. İİK m. 257'nin vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati hacze izin vermesi, bu ilkeye getirilmiş önemli bir istisnadır. Bu istisnanın temel mantığı, alacaklının hakkını 'tehlikeye karşı korumak'tır. Maddede sayılan haller (borçlunun kaçma hazırlığı, mallarını gizlemesi vb.), borçlunun borcunu vadesinde ödemeyeceğine dair ciddi emareler taşır ve alacaklının alacağını tahsil etme imkanını vadeden önce tehlikeye düşürür. Kanun koyucu, bu tehlike durumunda alacaklıya, alacağını güvence altına alma imkanı tanımıştır. 'Borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder' hükmü ise bu istisnanın sınırlarını çizer. İhtiyati haciz kararı, borcun vadesini sadece asıl borçlu için öne çeker. Bu, alacaklının asıl borçluya karşı hemen icra takibi başlatabilmesi anlamına gelir. Ancak bu durum, borca kefil olan veya müşterek ve müteselsil borçlu olan diğer kişileri etkilemez. Onlar için borcun vadesi, sözleşmede belirtilen orijinal tarihte gelmeye devam eder. Alacaklı, ihtiyati haciz kararına dayanarak kefile veya diğer müşterek borçluya karşı, borcun asıl vadesi gelmeden takip başlatamaz. Bu hüküm, ihtiyati haczin şahsi bir tedbir olduğunu ve sonuçlarının sadece hakkında karar verilen borçluyla sınırlı olduğunu vurgular.