Kamu görevlisi olan bir avukatın, müvekkili adına yürüttüğü haciz işlemi sırasında cebir veya tehdide maruz kalması, TCK m. 265'te düzenlenen 'Görevi Yaptırmamak İçin Direnme' suçu kapsamında nasıl bir hukuki nitelendirmeye tabi tutulur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 sayılı kararına göre hangi fıkra uygulanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #208537

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/38 sayılı kararına göre, avukatlar TCK m. 6/1-d kapsamında 'yargı görevi yapan' kişilerden sayılır. Avukatın müvekkili adına haciz işlemlerini takip etmesi de 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35 uyarınca adli bir işlemdir. Bu nedenle, bu görevin engellenmesi amacıyla avukata karşı işlenen cebir veya tehdit eylemleri, TCK m. 265'in temel halini değil, 'yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesine ilişkin cezayı ağırlaştıran nitelikli hâli' düzenleyen ikinci fıkrasını (TCK m. 265/2) oluşturur. Sanıkların eylemleri, birden fazla kişiyle birlikte yargı görevi yapan kişiye karşı görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur ve ceza, bu nitelikli hale göre belirlenir.