SMK m. 6/9 uyarınca 'kötü niyetle' yapıldığı iddia edilen bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için 'kötü niyet' nasıl tanımlanmakta ve ispatlanmaktadır?
Marka hukukunda 'kötü niyet', genel olarak bir kişinin, başkasına ait olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği bir işareti, ondan haksız olarak yararlanmak, onun markalaşmasını engellemek veya ona zarar vermek amacıyla kendi adına tescil ettirmeye çalışması olarak tanımlanır. Metinde de belirtildiği gibi, 'kişinin tescilini talep ettiği işaretin, yurtiçinde ya da yurtdışında başkası tarafından kullanıldığını ve/veya tescil edilmiş olduğunu bilmesi ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen marka tescil başvurusunda bulunması' kötü niyeti gösterir. İspatı genellikle somut durumlara dayanır: Başvuru sahibinin, itiraz edenin eski çalışanı veya ticari ortağı olması, markayı hiç kullanma niyeti olmadan sadece engelleme veya satma (marka tecavüzü) amacıyla tescil ettirmesi gibi objektif emareler kötü niyetin varlığına karine teşkil eder ve itiraz üzerine başvurunun reddini gerektirir.