Ceza muhakemesinde olağan kanun yollarından olan 'itiraz'da (CMK m. 267), sanık lehine yapılan bir başvuru üzerine, itiraz merciinin sanık aleyhine bir karar vermesi (aleyhe bozma yasağı) mümkün müdür? Yazar, bu konuda CMK'da açık hüküm olmamasına rağmen hangi gerekçelerle bunun mümkün olmadığını savunmaktadır?
Yazar, itiraz kanun yolunda da sanık aleyhine karar verilemeyeceğini, yani aleyhe bozma yasağının geçerli olması gerektiğini iki temel gerekçeye dayanarak savunmaktadır: 1) Kanun Yollarına İlişkin Genel Hükümler: CMK m. 265/1'in ikinci cümlesi, 'Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez.' hükmünü taşır. Yazar, bu genel hükmün tüm kanun yollarını, dolayısıyla itirazı da kapsadığını ve sadece sanık lehine başvuru olduğunda aleyhe sonuç doğuracak bir karar verilemeyeceği ilkesini yansıttığını belirtir. 2) Kıyas Yoluyla Uygulama: Her ne kadar itiraz kanun yolunda istinaf (m. 283) ve temyiz (m. 307/5) gibi açık bir 'aleyhe bozma yasağı' düzenlemesi olmasa da, yazar, ceza muhakemesinde sanık lehine olan hükümlerin kıyasen uygulanabileceğini savunur. Kişi hak ve hürriyetlerini koruyan bu temel ilkenin, kanunda boşluk olduğu durumlarda sanık lehine yorumlanarak itiraz kanun yolunda da geçerli kabul edilmesi gerektiğini ileri sürer.