Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, silahlı terör örgütüne üyelik suçunun (TCK m. 314/2) manevi unsuru olan 'kast' nasıl yorumlanmaktadır? Bir kişinin, yapının bir terör örgütü olduğunu bilmeden, meşru bir cemaat veya sivil toplum yapılanması olduğu düşüncesiyle faaliyetlerine katılması durumunda örgüt üyeliği suçu oluşur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #206963

Hayır, oluşmaz. Yargıtay içtihatlarına ve özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 'Birol Erdem Kararı' olarak bilinen kararında vurgulandığı üzere, örgüt üyeliği suçunun manevi unsuru olan kast, 'bilerek ve isteyerek' örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı gerektirir. Bu, kişinin katıldığı yapının, kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğunu bilmesini zorunlu kılar. Eğer kişi, yapının gerçek amacını ve bir terör örgütü olduğunu bilmiyorsa, meşru bir oluşum içinde yer aldığı zannıyla hareket ediyorsa, suçun manevi unsuru olan kast gerçekleşmemiş olur. TCK m. 30/1'deki 'hata' hükmü de bu durumu destekler. Dolayısıyla, örgütün terör örgütü niteliğini bilmeden ve benimsemeden faaliyetlere katılmak, örgüt üyeliği suçunu oluşturmaz.