Fiili taksimin varlığı, paydaşlardan birinin diğerine karşı açacağı 'elatmanın önlenmesi' davasını veya yasal 'önalım (şufa) hakkı'nın kullanılmasını nasıl etkiler? Bu durum hangi hukuki ilkeye dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #206954

Fiili taksimin varlığı, hem elatmanın önlenmesi davasını hem de önalım hakkının kullanılmasını önemli ölçüde etkiler. Bu durum, TMK m. 2'de düzenlenen 'dürüstlük kuralı' ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı' ilkesine dayanır. 1) Elatmanın Önlenmesi Davası: Eğer geçerli bir fiili taksim varsa, her paydaş kendisine ayrılan bölümün fiili ve münhasır zilyedi konumundadır. Bu durumda bir paydaş, diğer bir paydaşın fiili taksimle kullandığı yere girerek elatmanın önlenmesi davası açamaz. Çünkü bu durum, daha önceki zımni veya açık anlaşmaya aykırı (ahde vefa ilkesine aykırı) ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olur. 2) Önalım (Şufa) Hakkı: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, fiili taksimin bulunduğu durumlarda, bir paydaşın kendisine ayrılan bölümü üçüncü bir kişiye satması halinde, diğer paydaşların önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralına aykırı kabul edilir ve bu talep reddedilir. Zira paydaşlar, taşınmazı fiilen bölüşerek birlikte kullanma iradelerinden vazgeçmiş sayılırlar.