TCK m. 273/1'de düzenlenen ve yalan tanıklık suçunda şahsi cezasızlık veya cezada indirim nedeni sayılan hallerden (a) ve (b) bentlerini açıklayınız. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2018/517 sayılı kararında, posta dağıtıcısı olan sanığın eyleminin neden TCK m. 273/1-b kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tartışılmıştır?
TCK m. 273/1'de düzenlenen şahsi cezasızlık veya cezada indirim nedenleri şunlardır: a) Kişinin; kendisinin, üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma veya kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir konuda yalan tanıklık yapması. Bu bent, kişinin kendisini veya en yakınlarını ceza soruşturmasından koruma içgüdüsünü bir mazeret olarak kabul eder. (Nemo tenetur seipsum accusare - Kimse kendini suçlamak zorunda değildir ilkesinin bir yansımasıdır). b) Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı tanıklık yapması. Bu bent ise, mahkemenin usuli bir görevini (çekinme hakkını hatırlatma) ihmal etmesinin sonuçlarının tanığa yüklenemeyeceği düşüncesine dayanır. Yargıtay 8. CD'nin 2018/517 sayılı kararında, posta dağıtıcısı olan sanık, usulsüz tebligat yaptığı iddiasıyla ilgili bir davada tanık olarak dinlenmiştir. Eğer sanık, tebligatı usulsüz yaptığını ve sahte düzenlediğini söyleseydi, bu beyanıyla kendisi hakkında 'resmi belgede sahtecilik' suçundan bir soruşturma başlatılmasına neden olacaktı. Bu durum, TCK m. 273/1-a ve CMK m. 48'de düzenlenen 'tanığın beyanının kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olması' hali olup, sanığa tanıklıktan çekinme hakkı vermektedir. Mahkeme, bu hakkı sanığa hatırlatmadan onu dinlediği için, sanığın yalan tanıklık yaptığı kabul edilse bile, eyleminin TCK m. 273/1-b kapsamında değerlendirilmesi, yani cezasında indirim yapılması veya ceza vermekten vazgeçilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılması gerektiği belirtilmiştir. (İlgili Mevzuat: TCK m. 273; CMK m. 48; İlgili Karar: Y8.CD E: 2017/14150, K: 2018/517)